Yaşarken Gör – Puerto Rico

Bilinen tarihinde 15. Yüzyılda ada yerlilerinin yaşadığı ve “Land of the great lords” İyi hükümdarlar ülkesi anlamına gelen Borinquen adi kullanılan Porto Riko adası dönem dönem Hollanda, İngiltere ve İspanyollar tarafından koloni kurmak amacıyla işgal edilmiştir. Son olarak ise 1800lerde yaşanan Amerika – İspanya savaşı sonucunda yapılan Paris Antlaşması ile İspanya hükümeti Guam, Porto Riko ve Küba adasını 20.000.000 Amerikan Doları karşılığında adalardan çekiliyor ve kontrolü Amerika Birleşik Devletlerine bırakıyor. Ve bilindiği üzere Küba bir sure sonra ayaklanarak Amerika Birleşik Devletlerini adadan kovuyor ve bağımsızlığını ilan ediyor anca günümüzde Guam ve Porto Riko iç islerinde özerk ancak dış islerinde Amerika’nın bir eyaleti statüsünde yasamaya devam ediyor. Her Porto Riko vatandaşı ABD pasaportu taşıyor ve ABD vatandaşı olmayanlar ise adaya gidebilmek için ABD turist vizesi almak zorundalar. Ülkede anadil İspanyolca ve ikinci dil İngilizce olmakla birlikte kendilerinin dediği ve benim de deneyimlediğim gibi ayni cümle içinde hem İngilizce hem de İspanyolca kelimler kullandıklarından aslında Spanglish konuşuyorlar. Adada kaldığım 20 gün sonunda diyebilirim ki ölmeden önce yapılacaklar listesine koymanız gereken listenizde görülecek yerler kısmında yer alması gerekiyor.


Porto Riko hakkında ön bilgilendirmemi kısa kesmeye çalıştım, umarım sizi sıkmayacak kadar başarılı olabilmişimdir ama buraya kadar okuduysanız sanırım olmuş. Okumaya devam ederseniz 20 gün içinde yaşadığım deneyimlere dayanarak ülke hakkında bilgi vermeye ve olurda bir gün giderseniz diye planlamanıza yardımcı olmaya çalışacağım.

Porto Riko’ya ulaşmak için ilk önce İstanbul’dan Madrid’e 4 saat uçtum ve Madrid’de 7 saat bekleyişin ardından 9 saat uçarak Porto Riko’nun başkenti San Juan şehrine iniş yaptım. Hani her zaman karşılaşma ihtimalimiz olan Ankara – İstanbul otobüsündeki yaşlı ve konuşkan teyzeler var ya iste bu 9 saatimi öyle bir teyze ile torunundan ve yaptıklarından bahsederek geçirdim ve bu sayede ülkenin insaninin ne kadar sıcak kanlı olduğunu daha uçaktan inmeden görmüş oldum.

  • Ek Bilgi          : Türkiye ve Porto Riko arasındaki 8 saatlik zaman farkı yüzünden 20 saatlik yolculuk sonunda yerel saate göre 12 saatlik bir yolculuk yapmıştım, Türkiye saati ile sabah 7 de yola çıktım  ve Porto Riko saati ile aksam 7 de ülkeye iniş yaptım.

Ancak bu tatlı hissiyat Amerika Homeland Securty görevlilerinin pasaportumu aldıktan sonra beni 45 dk. sürecek ve neden geldin ve ne yapacaksın konulu görüşmemize kadar sürdü. Sanırım buna pasaport kontrolünde sırada benim önümde bekleyen ve Müslüman Hispanik bayanın ardından bir Türk pasaportu görmeleri neden oldu. Beni 4 metre karelik içerisi buz gibi olan bir sorgu odasına aldılar ve neden orada olduğumu öğrenmek için verdiğim cevapların tutarlılığını ölçen 10-15 farklı sorunun birkaç defa tekrarlanması sonucunda benim ülkeye girmeme izin verdiler. Bu arada Home Land Security alanında Jammerlar yüzünden telefon çekmediğinden beni hava alanından almayı bekleyen arkadaşıma bilgi veremedim.

45 dk. gecikmenin sonunda beni telaşlı bir şekilde arayan arkadaşım ile buluştum. Ve doğum günümde başladığım 20 günlük yolculuğumun ilk adımını attım. Hava Limanından ayrıldıktan sonra beni salaş yerleri sevdiğimden dolayı pek tekin olmayan fakat harika restoranların olduğu ve okyanusun kokusunu alarak yerel yemekleri tadabileceğiniz Piñones bölgesine götürdü. Akabinde arkadaşımın evinde sürpriz bir doğum günü kutlamasının ardından Bayamón metro istasyonun dan 2 blok uzaklıkta olan ve 20 gün kalacağım eve geçtim, evi Kübalı ve Ekvatorlu iki arkadaş ile paylaşmaya başladım. Ertesi günün Sabahında Rio Piedras üniversitesine gittim neredeyse bütün gün kendi ülkem hakkında bilgi vererek ve Porto Riko hakkında, Küba hakkında Amerika ve  Kendi Başkanları hakkında hikayeler dinledim. Ya zaman farkına alışamadığımdan yada farklılıkların aslında ne kadar ortak olduğunu anladığımda aldığım hazdan tüm algılarım anin tadını çıkardığımdan zamanın nasıl hızlı geçtiğini anlayamadım. Bütün günü üniversitenin minik kafesinde Porto Riko kahvesi içerek, hayallerimi, yasadıklarımı, kültürümü, ülkemi, benzerliklerimizi, planlarımı daha yeni tanıştığım insanlar ile paylaşarak geçirdim.

Diğer günlerimde de adali arkadaşlarım ile gidilebilecek yerlerin hepsine gitmeye çalıştık ancak tabiki ne zamanımız ne de enerjimiz yetmedi.

Eğer Porto Riko’ya giderseniz aşağıda bahsettiğim yerleri görmeden geri dönmeyin.

 

İfade Bırak
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid