8 günde 7 şehir otostopla Karadeniz ve Doğu gezisi


8 günde 7 Şehir gezmek gerçekten zor ama planınızı programınızı iyi yaparsanız imkansız değil. 

Trabzon, Rize, Artvin, Batum, Ardahan, Kars ve Ankara yolculuğumuz nasıl geçti, neler yaptık, nerelere ne şekilde ulaştık, maceralarımız neler hepsini bu yazımızda sizlere aktarmak istedik.

İstanbul’dan başlayan maceramızda 4 Yaşıyorken Yap ekip üyesi Emir Ulugerçek, Ezgi Mil, Sena Sungur ve Ahmet Batuhan Mican ile yollara koyulduk. İlk durağımız olan Trabzona epey önceden aldığımız uçak biletleri ile ulaştık. Uçakla gittik çünkü 7 şehir gezmek istiyorsak ve her birinde istediğimiz yaylalara ulaşmak istiyorsak yolculuğun en başında zamandan tasarruf yapmak zorundaydık.

Yolculuklarımızda en çok karşılaştığımız sorulardan birisi de nerede kalıyorsunuz oldu. Eğer düşük bütçeli bir yolculuk planlıyorsanız en çok masraf yaptığınız barınma ihtiyacınızı farklı yöntemlerle çözmeniz gerekiyor. Bunların başında gittiğiniz şehirlerde tanıdıklarınız varsa onlardan yardım isteyebilirsiniz ya da dünya genelinde çok kullanılan couchsurfing sistemi en olmadı artık gittiğiniz bölgenin durumuna göre gerçekten kahvede, kafede otobüste tanıştığınız birilerinin evine davet edilmeyi beklemek ( güvenli olup olmadığını sorgulamadan asla böyle bir yönteme kalkışmayın!)

Trabzon ( Uzungöl )
Trabzona indiğimizde sabah 10:00 civarıydı Karadeniz’in yağmurlu havasının meşhur olduğunu bilmeyen yoktur. Bizde buna oldukça hazırlıklıydık ve daha öncesinden aldığımız yağmurluklar daha ilk dakikadan epey işimize yaradı. Yolculuğun sonrasında çok fazla kullanma ihtiyacı duymasakta Karadeniz turlarında kesinlikle yanınızda bulundurmanız gereken bir ekipman.

Trabzon’da gidilmesi gereken en güzel yerlerden birisi tabiki de Uzungöl ancak ne yazık ki o fotoğraflarda gördüğümüz yeşilliğin yerini fazlasıyla beton almış ama biz yine de “Olsun bu haliyle de güzel” diyerek yola koyulduk. Direkt havaalanının önünden Uzungöl dolmuşları geçiyor. Yaklaşık 2 saatlik bir yolculuğun sonunda direkt Uzungöl’ün içerisinde inebiliyorsunuz. Dolmuşlar saatli olduğu için dönüşünüzü garantiye almanızı öneririz. Bölgede Uzungöl’ü en iyi gören iki manzara var; birisi caminin arka tarafındaki işletmeli yer, diğeri de şehir terası denilen 15 dakikalık yürüme mesafesindeki manzara.

Uzungöl

Biz zaman tasarrufu olması adına şehir terasını tercih ettik. 1. Günün tamamını uzun gölde geçirdikten sonra tekrar Trabzon’a geri döndük. Burada daha önce tanıdığımız “Gagi” lakaplı Gürhan abinin evinde konakladık. Ertesi gün yolculuk Rizeye…

Rize ( Çamlıhemşin – Ayder Yaylası – Fırtına deresi – Çayeli )
Yolculuğumuzun 2. günü otostopla Rize’ye doğru başlamıştı.

Aslında programı yaparken en çok görmek istediğimiz yerler Rizedeydi. User yaylası, Zil kale, Ayder yaylası, Çamlıhemşin, Fırtına deresi ve Ayder yaylası derken biz zamanı iyi kullanabilmek için  Ayderi, Çamlıhemşini ve Fırtına deresini görebildik. Aslında User’i de görmeyi çok istiyorduk ancak kar yağışı ve kötü hava koşullarından dolayı yerlilerden oraya ulaşımın imkansız olduğunu öğrendik. Tabi biz tüm yolları otostopla aştığımız için bizim açımızdan ekstra zordu.

Tamamiyle turist yerleşim merkezi olan Ayder aslında hayallerimizi süslediği gibi gelmedi bize. Tabi bu yolun sonunda daha güzel yaylalara ulaşmak vardı ama bahsettiğimiz gibi hava koşulları bizi oldukça engelledi. Çamlıhemşin ve Fırtına deresi gerçekten büyüleyici bir yeşilliğe sahip. İnsana verdiği huzur ve mutluluk hissini betonlaşmış hiçbir şehir veremeyeceği kesin!

Boylu boyunca dere ve yeşilin içinde gizli olan Çamlıhemşin’in huzuru bizler için çok başkaydı. Yeşilin kokusu, havanın nemi, yanımızdan akıp giden hırçın nehrin sesi gerçekten Karadeniz’de neden huzurla yaşanır?’ın cevabını bizlere veriyordu.

Rize yolculuğumuzdaki durağımız ekibimizde bulunan Batuhan’ın amcası olan Derya amcanın Çayeli’ndeki köy evinde son buluyor. Köy evi deyip geçmeyin. Evinin dış cephe ışıklandırması tam bir konak havası vermiş olsa da tabi ki bir yanı çayların, horozların hatta mavi yumurta yumurtalayan tavukların ve onları koruyan kurt köpeğinin verdiği muazzam huzurun içinde bulunuyor.
Derya amcanın akşam harika yemeklerini tattıktan sonra Karadeniz’in eşsiz çayıyla beraber çıtır çıtır yanan sobanın yanında geceyi bitirdik. Ertesi gün yine erken kalkıp bu sefer yolculuk Artvin Arhavi’de bulunan Mençura şelalesineydi.

Artvin ( Mençura şelalesi – Artvin sofrası ) 
Aslında yolculuğun en zorlu olması beklenen ama bir bakıma en kolay geçen yerlerinden birisiydi.

Rize-Artvin otoyolu üzerinde çektiğimiz otostoplardan birisi Mençura şelalesine çok yakın bir bölgeye gideceğini ancak oradan önce otogardan bir misafirini alacaklarını, bu durumda bizi de Mençura yolu üzerinde bırakıp geri döndüğümüzde orada olursanız sizi de alırız demesiyle başladı. Biz yine otostopa koyulup tam ümitlerimizi kaybederken söz verdiği gibi otogardan misafirlerini alan araç geldi ve bizi aldı. Gideceğimiz Mençura şelalesine yerlileri olmalarına rağmen onlar bile gitmemiş bu yüzden bizimle gelmeye karar verdiler ve iyi ki de geldiler çünkü Mençura yolu otostopla gidilmesi gerçekten zor bir yol olduğu için araç geçmesi bu aylarda oldukça az ve zordu. Bizi oraya kadar getiren kişiler şelalenin 700 metre yukarıda olduğunu öğrenince çıkmaktan vazgeçtiler ve geri döndüler. Şelalenin bulunduğu dağın ortasında yapayalnız kalmıştık. Bir yandan kafamızda 700 metreyi bu çantalarla nasıl çıkarız sorusu vardı, diğer yandan da o yorgunlukla karanlığa kalmadan bu yolu nasıl döneriz? Ama yolculuk boyunca yanımızda olan şans yine yanımızdaydı ve bizimle beraber yukarıya çıkmayı hedefleyen arabalı bir çift gelmişti. Onlarla 700 metreyi tırmandıktan sonra bizi Arhavi yolu üzerine bıraktılar.

Arhavi merkezde bir yemek yedikten sonra geceyi geçireceğimiz Artvin’de bulunan ve bizi 2 gece ağırlamak isteyen Artvin Sofrası Bungalow Evleri’ne doğru yola çıktık.
Arhavi’den Hopa’ya, Hopa’dan da Borçka ile Artvin’nin tam ortasında bulunan Artvin Sofrasına bir tır yolculuğu ile ulaştık. Bizi çok iyi ağırlayan Artvin Sofrasına tekrardan teşekkürler.
Geceyi burada geçirdikten sonra bu kez yolculuk Gürcistan Batumdu.

Gürcistan ( Batum ) 
Artvin’den Hopa’ya oradan da Sarp sınır kapısına yine şanslı olarak otostopla geldik. Hatta o kadar şanslıydık ki 1.otostopumuzda bizi bir dolmuş, 3. otostopumuzda bizi bir taksi almıştı, tabi ücretsiz 🙂
Sarp sınır kapısına geldiğimizde hemen girişte pasaporta yapıştırmak için pul veya yeni kimlikle girecek için bir form doldurtuyorlar. Bu form ile de sınır polisinin kontrol sırasına giriyorsunuz. Oradan geçtikten sonra da Gürcistan polisinin kontrolünden geçiyorsunuz. Hemen arkası Batum.

Hoş geldiniz 🙂

Direkt orada paranızı asla bozdurmayın çünkü şehir merkeziyle biraz fark ediyor. Taksiler 20 Lariye götürüyor şuan ki Türk parasıyla 40 TL ediyor. Ortalama şehir merkezi 10 dakikalık mesafede otostop zor ama imkansız değil. Biz zamandan tasarruf için taksi tercih ettik. Şehrin ilk girişinde biraz daha alt kesim insanlar yaşıyor olsa da ilerledikçe bu durum farklılaşıyor ve şehrin tam ortası adeta Londra havasındaki insanlardan oluşmaya başlıyor. Özellikle oteller bölgesinde bu durum böyle. Tüm günümüzü Batum’da geçirdikten sonra Sarp sınır kapısından Hopa’ya, Hopa’dan da yine Artvin Sofrası’na otostop yolculuğumuz başladı. Sarp sınır kapısından arabasıyla geçen Batumlu birisi bizi yolunu değiştirme pahasına Hopa’ya kadar bıraktı. Hopa’dan da yine tırla Artvin Sofrası’na ulaştık. Tüm günün yorgunluğu dolayısıyla oldukça erken yattıktan sonra ertesi gün en zorlu geçmesini beklediğimiz Ardahan- Kars otostopu başlayacaktı.

Ardahan – Kars
Artvin Sofrası işletmecileri bizi Artvin- Şavşat otoyolu kenarında rahat otostop çekebileceğimiz bir bölgede bıraktı. Yaklaşık 10 dakika beklemenin sonunda Şavşat otoyolu üzerinde baraj çalışmasında çalışan Serkan abi bizi aldı. 45 dakikalık yolculuk sonrasında Şavşat’a 15 km kala yol üzerinde bizi bıraktı. Aslına bakılırsa oldukça zor otostop bulacağımızı düşündüğümüz dağların arasında kalan ve az araç geçen Şavşat yolu üzerinde 20 dk yürümemiz sonucu Şavşat’ın yerlilerinden Mete ile karşılaştık ve bizi Şavşat- Ardahan yolu üzerine kadar bıraktı. Hatta Şavşat içerisinde çay bile ısmarladı 🙂 Oldukça da uyarılarda bulundu; fazla uzaklaşmayın!, Ardahan yolu üzerinde kar vardır yolda kalırsınız geri de dönemezsiniz diye. Söylediklerinde haklıydı, 10 dakika sonra bizi alan Ankaralı Mehmet abinin kamyonetinde yola koyulduğumuzda yolların ne kadar kötü olduğunu görmüştük. Ufak kamyonetinde onun sevdiği arabesk müzikleri eşliğinde gayet keyifli bir yolculuk geçirdik. Ardahan’a ulaştığında kamyonetinde olan malları beraber teslim edip tekrar yola koyulmuştuk. Yollarda güzel insanlar tanıyorsunuz. Mehmet abi sağolsun bizlere yemek bile ısmarladı 🙂 Saat 17:00’da Kars’ta olması gerektiğini ama öncesinde başka bir yere mal götüreceğini, isterseniz benimle gelebilirsiniz her türlü beraber Kars’a gideriz teklifini reddedemedik. Çünkü o soğukta ne kadar bekleyeceğimiz de belli değildi. Her türlü 17:00’da Kars’ta oluruz mantığı ile teklifi kabul ettik ancak yolculuk hiçte düşündüğümüz gibi kolay devam etmedi. Birçok yer karla kaplıydı ve yollarda bulunan sis yüzünden göz gözü görmüyordu. Bu yüzden oldukça yavaş gitmek zorunda kaldık ve 17:00’da olmayı planladığımız Kars’a saat 21:30 gibi varmıştık. Tabi çokta yorulmuştuk ve kalacak yerimiz yoktu. Mehmet abi 15 TL karşılığında tır şoförlerinin kaldığı oteli önermişti ancak malesef ki orası da dolu çıktı. Bizde  couchsurfing’den bulduğumuz 3 öğrencinin evine gittik. Bizi çok iyi ağırladılar onlara da teşekkür ediyoruz.

Kars ( Ani harabeleri ) 
Kars denince akla iki şey geliyor; birisi Doğu Ekspresi, diğeri Ani Harabeleri. Yolculuğumuzun sonuna yaklaştığını hissettikçe tabi bir üzüntü gelmiyor değil.

Kaldığımız evden erken çıkıp 9’da Belediye binasının oradan kalkan Ani Harabeleri servisine bindik. 1 saat süren yolculuğun ardından Harabelere geldiğimizde hava tahmin ettiğimizden çok daha güzeldi, hatta montlarımızı bile çıkartmıştık o derece. Birçok yapı tadilat halinde olsa bile eşsiz manzarası ve geçmiş tarihi ile Ani gidilip görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Çıldır gölü bizim gittiğimiz bu mevsimde donmadığı için gitmeyi tercih etmedik.

Doğu Ekspresi 

Herkesin merak ettiği bu yolculuğun altın kemeri olan Doğu Ekspresi.. Bilet bulması zor oldukça popüler bir yolculuk. Ancak genelde internette bulunamayan biletler gişelerde veya telefonla oldukça rahat bulunuyor.
Bu yüzden internete aldanmayın. Mümkünse TCDD garlarından veya telefonla şansınızı deneyim. 24 saat süren ve harika bir rotaya sahip Doğu Ekspresi genellikle planlanan saatte varmamasıyla meşhur 🙂 Ama iyi ki de daha geç gidiyor çünkü yolda geçen eşsiz manzaraların tadına daha çok varıyorsunuz. Bizim yolculuğumuz 32 saat sürmüştü gerçekten iddialı 🙂 Hatta trenden indiğimizde bazılarımız trenin verdiği sallantıyı hala hissediyordu. Doğu ekspresi rotası Kars – Erzurum – Erzincan – Sivas – Kayseri – Kırıkkale – Ankara

Ankara 
Öğlen 14:00 gibi vardığımız Ankara’da yemek yiyip hemen otostopa koyulmayı planlıyorduk. İtiraf etmeliyiz ki biraz yorulmuştuk ve bu otostobu çekmeye başlayacağımız yer oldukça uzak ve zor bir yerdeydi. Biraz ümidimiz yok ama hala savaşabilecek gücümüz vardı. Yemekleri yerden yol masraflarını paylaşarak yolculuk yaptığınız bir uygulamada öylesine uygun yolculuk var mı diye bakarken Ankara- İstanbul yolculuğunu 30 TL’den açmış bir ilan gördük. Hemen kendisine otostopla çok yer gezdiğimizi ve artık yolun sonuna gelip İstanbul’a gitmek istediğimizi, bize en son kaç paraya olur bu yolculuk dediğimiz Bilal ile denk geldik. Kendisi bizim bu hikayemizi duyduğunda bizden hiç para talep etmemesi bizim yolculuk boyunca gerçekleşen şansımızın üzerine resmen yağ bal olmuştu.

Önemli bilgiler
– Bizim rotamızda bir çok yere dolmuş var sadece Mençuna şelalesine giden dolmuş yok.
– Trabzon- Uzungöl dolmuşu 20 TL
– Rize-Çamlıhemşin-Ayder yaylası 12,5 TL
– Batum’a girerken yeni kimlik veya pasaport oluyor ancak eskimemiş yıpranmamış eski kimliklerle hala geçiş var.
– Kars Ani Harabeleri servis ücreti :Öğrenci 5 TL, Tam 10 TL
– Doğu Ekspresi fiyatı: Öğrenci 55 TL
– TCDD sitesinden bilet alabiliyorsunuz ancak tavsiyemiz gişeden veya telefonla sorgulamanız. İnternet üzerinden rezerve edilen biletler sistemde alınmış gözüküyor bu yüzden internette bilet yok gibi gösteriyor.

Yola çıkmadan önce herkes 4 kişi ile otostopun zor olduğunu hatta Karadeniz bölgesinde daha zor olduğunu söylemişlerdi. Biz bunlara kulak asmadık iyi ki de asmamışız çünkü bu mevsimde yardımsever o kadar çok insanla tanıştık ki iyi ki de Karadeniz’in cömert insanı var dedik. Yolculuğumuzu daha zorlu bekliyorduk ancak en uzun otostobumuz 4 kişi olmamıza rağmen maksimum 20 dakika sürdü.

Ancak herkesin şansı aynı olacak diye bir durum yok siz otostopa çıkarken bir kaç yakınınıza canlı konum atmayı ve mümkünse bindiğiniz araçların plakasını atmayı ihmal etmeyin.
Yolda olmak çok güzel bir duygu bunu hepinizin yaşamasını Yaşıyorken Yapmasını tavsiye ediyoruz.

Yaşıyorken Yapmayı ihmal etmeyin gezin, görün, eğlenin ve yeni insanlar tanıyın! Bu hayata bir defa geliyoruz doyasıya yaşayın!

İfade Bırak
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
Blog içinde yayınlandı