Yeni Nesil Bob Ross: MASTERPIECE

53

Siz de o resim derslerinde çubuk adam çizenlerden miydiniz? Bir arkadaşlarınızın yaptığı mükemmel doğa resimlerine bir de kendi çizdiğiniz iki dağ arasından süzülen ırmağa bakıp iç geçirir miydiniz? Emin olun yalnız değilsiniz, ben dahil bir çok kişi (hatta daha fazlası) bu yazıyı okurken ortaokul-lise yıllarına döndü, o günleri hatırladı… Ne yani yeteneğimiz yok diye resim sanatını sevmeyelim mi? Sergilere gitmeyelim mi? Bizim de hakkımız yok mu Bob Ross amca gibi şuraya küçük bir ağaç çizmeye?…

İşte birileri sesimizi duymuş olacak ki bize bu mükemmel sanatın kapılarını açmaya karar vermiş. İstanbul Galata’da başlayan bu keyifli hikaye şuan Ankara ve İzmir’de de devam etmekte…

Ne mi yapıyorlar? Size sanat, müzik ve keyif dolu üç saat sunuyorlar. Çıkış mottoları ise en güzeli: “Sanat konuşuyoruz, kendimiz üretiyoruz, çok eğleniyoruz”. Sizden istedikleri tek şey keyfinize göre ister tek ister arkadaşlarınızla; ister içkinizle ister sadece suyunuzla bu sanat dolu keyif seansına katılmak, tüm malzemeler onlardan J Öyle düşündüğünüz gibi bir resim kursu değil; sizden bir yetenek ya da tecrübe istemiyorlar. Hatta daha önce hiç tecrübeniz yoksa ya da (benim gibi) çöp adamdan öteye geçememişseniz, seansın sizin için daha keyifli olacağını söyleyebilirim.

Çok kısaca kendi deneyimimden bahsedecek olursam, İstanbul’da yaşadığım yıllarda ismini duyup gidememiştim açıkçası. Ankara’ya taşındıktan sonra İstanbul’un etkinlik dolu renkli dünyasını özlediğim sıralarda Radyo ODTÜ aracılığıyla duydum stüdyoMasterpiece’i. Önce bir çekindim, açıkçası seansa katılan herkes güzel ürünler ortaya çıkarırken çöp adamımla ortada kalmak da vardı işin ucunda… Aradım sordum, sahi nedir bu Masterpiece diye? Size yukarıda anlattıklarımı belki de dünyanın en tatlı ses tonuyla (daha sonradan ressamımız olduğunu öğrendiğim) bir ressam anlattı. Ve sonunda Ankara’da çok sıkıldığım günlerde ilaç gibi gelen bir üç saat geçirdim.

Seans boyunca fonda öyle güzel şarkılar çalıyor ki, o küçük atölyede sanat olduğunu hissediyorsunuz. Bir yandan biralarımızı yudumlarken bir yandan “Şemsiyeli Kadın” resmimizi yaptık tatlı ressamımızla beraber. Fırça darbelerini vurdukça bir an kendinizi Monet gibi hissediyorsunuz, resim şekillendikçe onun sizin elinizden çıktığını düşündükçe daha çok keyif alıyorsunuz. Sonuçta nasıl geçtiğini anlamadığınız bir üç saat ve duvarınızda “aa evet canım o benim tablom, ben yaptım” diyebileceğiniz bir tablonuz oluyor…

Bence daha fazla üstüne konuşmayalım… Yaşıyorken git, bu keyfi sen de yaşa 😉

İfade Bırak
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Bunlarıda beğenebilirsin Diğer yazıları

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.

X