Sultanahmet Cezaevi; Four Season Hotel

188

Turizm sektörünün durağan dönemini yaşandığı şu günlerde bir fırsatını bulup, yerli turist modunda yaşadığımız bu güzel şehri tekrar keşfe koyuluyoruz ve ilk adresimiz Tarihi Yarım Ada oluyor. Topkapı, Ayasofya, Gülhane, Sultanahmet ve Kapalı Çarşı’yı gezdikten sonra, Sultanahmet Meydanı’ndan Cankurtarana doğru giderken, İstanbul’un en şık ve en pahalı hoteli “Four Season Hotel” ile karşılaşıyoruz, zamanın Sultanahmet Cezaevi..

İnşaatı 1918-1919 yıllarına dayanan,1000 kişilik kapasitesi ile birçok koğuşun yanı sıra bir revir ile çocuklar ve kadınlar için özel bölümleri de bünyesinde barındıran Sultanahmet Cezaevi, Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Can Yücel, Aziz Nesin, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Vedat Türkali gibi bir çok ünlü ismi misafir etmiş.1969’da kapatılan Cezaevi 12 Eylül’de, ülke dev bir hapishaneye dönüşünce, Sıkıyönetim Komutanlığı’nın isteği ile tekrar cezaevi haline getirilmiş.

Four Season Hotel‘ine girdiğimizde, bizi yeşilin ve sarının bütünleştiği, girince içimizi ferahlatan bahçesi karşılıyor. Gezerken bir vapur sesi Vedat Turkali‘nin Sultanahmet Cezaevi’ni anlattığı dizelerini hatırlatıyor…

Sabah serinliği gün ağarıyor
Demir taş küf yosun
Sen böyle gecenin ortasında
Olan bitenden habersiz
Uyuyor musun?
Güvercin sesi çocuk sesi tren sesi
Parmaklıklara yakışmayan ne varsa
Duvarlarında
Güneş bütün gün çağıradursun
Elden ne gelir
Yaşamak böyle kanlı akarsa
Maviliğin dibinde böyle gözyaşları
Kirli ağır durgun

Daha bir süre akıp gidecek duvarlarında

”Merdivenleri mahkumlar çıkıyordu. Şakalaşıp gülüşerek.
Üç erkek bir kadın ve dört jandarma.
Erkekler kelepçeli kadın kelepçesiz jandarmalar süngülü”. Dizelerinin geçtiği “Memleketimden İnsan Manzaraları”nı Nazım Hikmet Sultanahmet Cezaevinde Yazmaya başlamış.

Dört ay boyunca hücresinde tek başına kalan, yalnızlığından bunalmaya başlamış, kendini resim yapmaya ve okumaya vermiş Kamil Bey’i anlatan “Esir Şehrin Mahpusu” eserini Kemal Tahir Sultanahmet Cezaevinde yazmış.

Orhan Kemalin “72.Koğuş” adlı kitabında da Sultanahmet Cezaevi’nden izler vardır.

Ve 1980 döneminde işkencenin hiç eksik olmadığı Sultanahmet Cezaevi’ni ve o dönemi, ”Mahpusun içinde üç ağaç incir ”türküsü çok güzel anlatır.

Bizi büyüleyen bu hotelin avlusunda volta atarken, unutulmaz eserler bırakan nice ünlü yazarları ve avlusunda yapılan nice işkenceleri hatırlayıp ufak bir tarih yolculuğumuzu tamamlıyoruz.

Sultanahmet Cezaevi’nin bir çayın bile 12 TL olduğu hotel olarak kullanılıp, neden Ulucanlar Cezaevi gibi bir müze olmadığını insan ister istemez sorguluyor?

İfade Bırak
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Bunlarıda beğenebilirsin Diğer yazıları

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.

X