Lysefjord’u 604 Metreden Seyretmek: Preikestolen Tırmanışı

Lyse fiyordunu tam 604 metre yükseklikten, Preikestolen (başka bir deyişle Pulpit Rock) kayasının üzerinden seyretmek, tırmanışa başlangıç, tırmanış boyunca yaşananlara dair her şey..

179

Herkesin bir “Ölmeden Önce Yapılması Gerekenler Listesi” olmalı. Kimi için bu evlenip çocuk sahibi olmak olabilir, kimi için çok büyük bir servet edinmek olabilir. Benim listemde ise, keşfetmek istediğim yerlere gidip orada “an”lar biriktirmek var.

İşte bugün size, o “an”lardan birini anlatacağım:

İndirime denk gelerek hiç düşünmeden aldığımız bir Oslo biletiyle başlıyor her şey. Planladığımız dört günün tamamını Oslo’da geçirmek istemeyip, çevrede keşfedilecek yerleri araştırırken ise Preikestolen’i keşfederek, “Buraya mutlaka tırmanmalıyız!” düşüncesi aynı anda belirdi aklımızda.

Eylül ayının başında Oslo’da tam bir gün gezdikten sonra, gece Stavanger şehrine giden trene bindik. Aslında binemedik, çünkü yoğun yağıştan ötürü, tren şirketi bizi belli bir noktaya kadar otobüsle götürüp, ardından tren ile yolumuza devam etmemizi sağladı.

Oslo-Stavanger arası 7-8 saat sürdü ve tren saatleri gece yolculuğu yapmak için müsait ve son derece güvenli. (Tek yön bilet ise yaklaşık 299 NOK) Tren yolculuğunda, gün doğumunu muhteşem göl ve kıyı şeridinden geçerken izlemek ise tüm yorgunluğunu unutturuyor insana.

Stavanger’e varışımız sabah 8’i bulunca, biz de hızlıca eşyalarımızı kalacağımız stüdyo daireye bırakıp, Stavanger Limanı’ndan Stavanger-Tau feribotuna yetiştik. Sabah 9’da bindiğimiz feribot ise epey kalabalık. Stavanger-Tau arası yaklaşık 35-40 dakika sürüyor ve tek yön bilet fiyatı 49 NOK.

Tau’ya ulaştığımızda, hemen karşıdaki otobüs durağına geçip bizi Preikestolen tırmanış parkuruna götürecek otobüsü beklemeye başladık. Nisan-Eylül aylarında Tau’dan Preikestolen parkuruna götüren otobüs, yaklaşık 35 dakika sürüyor. Ve ardından parkurumuz başladı…

Tüm gece trende rahatsız bir koltukta uykusuz şekilde seyahat etmenin ardından başladığımız Preikestolen tırmanışı, başlangıçta gözümüzü hiç ama hiç korkutmadı. Şimdi ise, o yorgunlukla bir oralara nasıl tırmanmışız diyerek hayret ediyoruz, bize güç veren keşfetme merakı olsa gerek.

Preikestolen tırmanış parkuru 4 km gidiş- 4 km dönüş toplamda 8 kilometrelik bir parkur. Ancak bizim gibi “4 kilometre nedir ki, 40 dakikada bitiririm” gibi bir düşünceye kapılmayın, şayet kondisyon durumunuza göre 1-3 saatte tamamlanabilecek bir tırmanış aslında. Biz 2 saat gidiş, 2 saat dönüş toplamda 4 saattimizi tırmanışa ayırdık.

Parkurun başlangıcından, Pulpit Rock’a ulaşana kadar, doğanın yapısı hiç bozulmadan, ancak sizin de yolunuzu kaybetmemeniz için bazı kayaların üzerie kırmızı işaretler (“T” harfi şeklinde) konulmuş. Norveç bu konuda pek düşünceli bir ülke, Norveç’i gezenler de öyle. Her gün yüzlerce kişinin tırmandığı Preikestolen’e ulaşana kadar yollarda bir tane bile çöp-atık görmedik. Tüm gün yalnızca ağaçlar, küçük göller, toprak, temiz havayla, yani doğayla baş başaydık!

Parkurun belli noktalarında ise bazı tabelalar sayesinde parkurun hangi noktasında olduğunuzu görebiliyorsunuz. Hatta bu tabelalarda yolun eğim durumu ve uzunluğu hakkında da bilgi alıp, sizi nelerin beklediğini az çok tahmin edebiliyorsunuz. 🙂

Yol boyunca, bazen küçük akarsu ve göllerin arasından geçerken, bazen de tırmanmak için ellerinizi kullanmak zorunda kalabiliyorsunuz. Hava durumu bu konuda önemli bir husus oluyor haliyle.

3800 metrelik parkurun en son noktasında, uçurumun hemen kenarındaki 1 metre genişliğinde patikadan yürüyerek tüm ihtişamıyla 25 x 25 metrelik dev taş Pulpit Rock (Preikestolen) sizi karşılıyor!

Tertemiz havasıyla, bol rüzgarıyla ve 604 metre yükseklikteki Lyse Fiyordu manzarasıyla Pulpit Rock, bize 2 saatlik yorucu bir tırmanışın tüm yorgunluğunu unutturdu tabii. 😊 Pulpit Rock üstünde ve çevresinde yarım saatlik bir fotoğraf ve dinlenme molasından sonra, bir şeyler atıştırma ihtiyacı duyduk, ancak Pulpit Rock’ın üzerinde o kadar kuvvetli bir esinti vardı ki, bir kayanın kenarına yaslanıp kendimizi rüzgardan koruma ihtiyacı hissettik.

Aylardan Eylül başıydı ancak ülke Norveç olunca, deniz seviyesinden 600 metre yüksekte bir uçurum kenarında olunca havanın 10 derecelere düşmesi de kaçınılmaz oluyor haliyle…

Saat 14 gibi dönüş yolculuğuna başladık ve yaklaşık 2 saatlik yürüyüşün ardından, Preikestolen parkurunun başlangıcından otobüsümüze bindik. 35 dakika sonra Tau’ya ulaştığımızda ayaklarımızın ağrısı iyice kendini hissettirmeye başlamıştı, ancak hayatımız boyunca unutamayacağımız o “an”ı yakalamanın mutluluğunu asla gölgede bırakamazdı! 😊

PREİKESTOLEN TIRMANIŞI İÇİN 10 ÖNERİ!

  1. Preikestolen’e gitmeden önce mutlaka hava durumunu kontrol etmeyi unutmayın. (Türkiye’de 30 derece havadan gelen biz, Preikestolen’in tepesinde 10 derecede ne yapacağımızı şaşırdık)
  2. Gitmeden önce, hava durumu gibi tepedeki sis durumunu da kontrol etmekte fayda var. Sisli bir günde Lysefjord manzarasını kaçırabilme ihtimaliniz var maalesef.
  3. Tırmanışınızı mutlaka ve mutlaka su geçirmeyen ve tabanı kaymayan bot veya spor ayakkabı ile gerçekleştirin. (Sandalet, terlik veya bez ayakkabı düşünmeyin bile)
  4. Güneş gözlüğü, güneş kremi hava durumuna göre mutlaka yanınızda bulundurun.
  5. Parkurun başlangıcında tırmanış batonu kiralayabiliyorsunuz. Tamamen size bağlı olmakla birlikte, biz ek yük yapabilir diye tercih etmedik.
  6. Ek yük demişken, yanınıza yalnızca hayati ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek eşyalar alın, kamp yapmayacaksanız, 8-10 kiloluk backpacklerle çıkmak gibi çılgınlıklara lüzum yok 🙂
  7. Gidiş-dönüş ve Preikestolen’de geçireceğiniz zaman toplamda yaklaşık 5-6 saat olduğu için, mutlaka yanınızda 1 şişe su ve yiyecek atıştırmalıklar bulundurun. (Benim çantamda, 1 şişe su yarım sandviç, taze yaban mersini ve enerji barlardan vardı.)
  8. 1 şişeden fazla su almayın, yolda bolca doğal kaynak göreceksiniz 🙂
  9. Yanınızda mutlaka soğuktan ve rüzgardan koruyan mont ve şal/atkı bulundurun.
  10. Tırmanış, evcil hayvanınız veya çocuklarınız ile gelmek için uygun. (Çocuklarıyla ve evcil hayvanlarıyla tırmanan birçok kişi gördük.) Ancak bazı noktalarda korkuluk bulunmadığı için dikkatli olmakta fayda var.

 

 

İfade Bırak
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Bunlarıda beğenebilirsin Diğer yazıları

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.

X