İstanbul’dan Artvin’e Kampa Gitmek

Kampçının kamp hikayeleri

145

Herkese Merhaba..

Artvinli olmamdan mıdır nedendir bilemiyorum ama hep doğaya aşık biri olarak tanımışımdır kendimi. Lise yıllarımdan beri hep bir kamp heyecanım ve hayatım vardı. Herkesin aklına kamp denince bir çok zorluk gelecektir ancak ilk kamp deneyiminizi yaşadıktan sonra otelleri sevmemeye başlayacaksınız -En azından bende ve tanıdığım bir kaç kişi de böyle :)-

Ailemin uzun baskıları sonucunda bayram tatilini geçirmek için Artvin’e gitme kararı almıştım.
Araba ile uzun ve yorucu bir yolculuk olacaktı ancak ailem bilmiyordu ki kalacağım 7-8 günün büyük çoğunluğunu kamp kurarak geçirecektim 🙂

Nihayet 15 saat süren yolculuk sonrasında aileme kavuşup hasret giderdikten sonra kuzenim ile akşam hangi göl kenarında yada yaylada çadır kuracağımıza dair planlara başlamıştık.
Biz o geceyi Şavşat-Karagöl de geçirdik.
Kesinlikle tavsiyemdir Artvin’e gitmişken Şavşat-Karagöl’de var ise imkanınız bir gece kalmanızdır.

Ve nihayet yola çıkmıştık…

Karagöl’ü ben ömrümde ilk defa görecektim. Karagöl hakkında vikipedia’dan biraz bilgi aldım 🙂

Türkiye’deki 40 Milli Park alanından birisidir ve Artvin’in Şavşat ilçesi sınırları içerisinde yer almakta olup iki ayrı sahadan oluşur: Bunlar Karagöl ve Sahara Yaylası’dır.

Ve bu muazzam yere sonun da varmıştık.

Bir yandan çadırı kurarken bir yandan da aç kalmamak ve akşam serinliğinde üşümemek için ateşimizi yakmaya başlamıştık. Bu işe yıllardır gönül verince artık rahatınızı da düşünüyorsunuz 🙂
Şimdi gözlerimizi kapatalım;
Çadırı solunuza alın, biraz önünüz de ateş yanıyor ve akşam karanlığı çökmüş.
Arka fonda taş plak kaydında Selda Bağcan’dan Gesi bağları çalıyor, Ay hafif solunuzdaki tepeden yüzünü göstermiş. Her yer yıldız, adeta bir samanyolu size elini uzatıyor. Çilingir sofranız da hayalinizdeki şeyler var.

 

Umarım benim o gece gördüğüm bu resmi size aktarabilmiş ve gözlerinizi kapattırabilmişimdir.
(Ancak bu kalitede çekebilmeyi başardım.)

Artık bağlama çalmaktan yorulmuş ve uzun yoldan geldiğim için şafak ışığını görememe üzüntüsü ile uyumak zorunda kalmıştık bu mükemmel manzaraya karşın.

 

Sabah böyle bir manzara ile uyanınca iç huzurum coşmuş, 1 sene soluksuz çalışmamış gibi hissetmek çektiğim onca yola değdiğini iliklerime kadar hissetmek gerçekten mükemmel bir duygu.
Eğer varsa imkanınız 4 kutu odalardan, taşların, trafiğin içinden kopup doğa ile barışın.
Bizim gibi bu kadar uzaklara gitme imkanınız, şansınız olmayabilir ama İstanbul da iseniz bile en yakın ihtimal Şile taraflarına kaçmanızı tavsiye ederim.

Ama ricamdır, ricamızdır doğayı severken 3-5 ay sonra oraya gittiğiniz de aynı şekilde görmek için temiz ve ateşsiz bırakın.

Doğalı günler!

Yaşıyorken Yap 

 

İfade Bırak
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Bunlarıda beğenebilirsin Diğer yazıları

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.

X