İnce şeyleri anlamaya vakti olanlar için: Köylü Ekrem

Sosyal medyada sürekli karşımıza “Oxford’u Bıraktı Dağa Yerleşti”, “Modern Yaşamı Reddetti” gibi haberler karşımıza çıkıp durmakta ve sabah dokuz akşam altı mesaisinde bir masanın başında ömür çürüten, egzoz dumanından nefes alamayan, para kazanmaktan yaşamaya fırsat bulamayan bizleri derin düşüncelere götürmekte.

62

Sosyal medyada sürekli karşımıza “Oxford’u Bıraktı Dağa Yerleşti”, “Modern Yaşamı Reddetti” gibi haberler karşımıza çıkıp durmakta ve sabah dokuz akşam altı mesaisinde bir masanın başında ömür çürüten, egzoz dumanından nefes alamayan, para kazanmaktan yaşamaya fırsat bulamayan bizleri derin düşüncelere götürmekte.

into the wild ile ilgili görsel sonucu

Yaklaşık dört yıl önce üniversiteye yeni başlamış bir genç olarak üniversite bahçesinde uzanıp sistemin bütün dayatmalarını reddederken birden bire karşıma “Köylü Ekrem” abimiz çıkmıştı. Anadolu Üniversitesi’nin televizyonu TVA için bir grup öğrenci tarafından mezuniyet projesi olarak çekilen bu mini belgesel adeta “Into The Wild”ın yerli ve daha çok sanatsal kaygı duyan bir versiyonuydu sanki.

köylü ekrem ile ilgili görsel sonucu

Köylü Ekrem, kendi deyimiyle ne zaman doğduğu nerede doğduğu önemli olmayan kırk yaşında doğduğuna ve bir çocuk olarak öleceğine inanan, yüksek öğrenimini bırakıp eğitim sistemini reddeden ve gerçek okulun toprak ve doğa olduğunu kabul etmiş kendisine estetik ve ahlaktan başka hiçbir sınır koymayan Ekrem Öztürk isimli bir insandır. Doğadaki malzemeleri kullanarak yaptığı heykel denemeleriyle ağızları açık bırakan Köylü Ekrem’i en rahatsız eden şey ise “zamanı boşa harcamak”. En değerli şeyin zaman olduğuna inanan, unvanları ve başarı belgelerini zaman kaybı olarak gören Köylü Ekrem, heykel denemelerine nasıl başladığını şu cümlelerle anlatıyor: “Ben nihayetinde ellerim kadar varım, yaptıklarım kadar varım. Bu sistemin kağıdına da bana vereceği unvana da ihtiyacım yok… Okuyordum ve fazlaca birikti sanırım. Ve bunları kimseyle paylaşamıyordum kimsenin sokakta yakasına yapışıp “ben buyum, bunları düşünüyorum” diyemezdim. Yontmaya başladım ve bu konuda da bir eğitimim olmadı. Kesinlikle heykel yapmak için değil zamanı bir maddeye dönüştürmek için başladım.”

Köylü Ekrem sokakta kimsenin yakasına yapışıp “ben buyum, bunları düşünüyorum” diyemez çünkü Gülten Akın zamanında demişti “Ah, kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya…”

köylü ekrem ile ilgili görsel sonucu

İnsanın bitmek tükenmek bilmeyen egosunu yerle bir eden eserlere imza atan Köylü Ekrem’in en çarpıcı eserlerinden birisi belki de bu kanserli insandır. Bütün semavi dinlerin ve kapitalist sistemin insanlığa pompaladığı “bütün bu alemler senin için yaratıldı”, “sen özelsin ve en iyisisin”, “en iyisini hak ediyorsun ve en güçlüsü sensin” iddalarını içinde kurtçuk bulunan bir heykelle yıkan Köylü Ekrem, “Nasıl ki insan kanser karşısında çaresiz ise, benim heykelim de kurtçuklar karşısında çaresiz. hala gülümsediğine bakmayın büyük acılar çekiyor” diyor.

Köylü Ekrem, doğadan, estetikten ve ahlaktan başka hiçbir sınır çizmiyorum hiçbir sanat akımını da tanımıyorum diyor. Ve bu söylemini ispatlarcasına insanların her gün üzerine basıp geçtikleri sade bir taşı alıp üzerine iki tane saç ekerek karşımıza çıkarıyor ve “ben insanlara nelerin üzerine basıp geçtiklerini göstermek istedim sadece” diyor.

Köylü Ekrem’in belgeselini aşağıda sizlerle paylaşacağız ancak bu videonun internet alemine düşmesi ve paylaşılması çeşitli tartışmaların da önünü açtı. Popüler kültürden kaçmanın da bir popüler kültür malzemesi haline gelmesi endişelendirdi durup ince şeyleri anlamaya çalışan insanları. “Fight Clup”ın milyon dolarlık gelirler elde etmesi, “Into The Wild” ekibinin Christopher McCandless’ın anısı üzerinden para ve unvan kazanması gibi Köylü Ekrem’in de popüler kültürün bel kemiği olan sosyal paylaşım sitelerinde dolaşması aynı korkulara yöneltti insanları.

Köylü Ekrem ise bu video yayılınca o dönemde filmi çeken yapım-yönetim grubunun üyesi Güray Varol aracılığıyla  bir mesaj iletti bizlere:

“Tanıdıklarım beni arayıp bilgilendirdiler açıklama yapmak zorunluluğu duydum. Söz konusu görüntüler Anadolu Üniversitesi ve öğrencilerinin ürünüdür. Medya için yapılmamıştır. Ekipten hala görüştüğüm Güray Varol’a akademik çevrede kalması koşulu ile olur demiştim.

Yaptıklarım halkın huzuruna çıkacak kadar iyi değil, birer denemeydi. Anadolu Ünversitesi’nin ve benim haberim olmadan iyi niyetli olduğunu düşündüğüm birileri tarafından internete koyulmuştur.

Rahatsızım. Utandım, yüzüm kızardı ve uyuyamadım.

Önce heykeltıraşlardan, sonra halkımdan özür dilerim.

İşlerim, heykel değil, ’heykel denemeleri’’dir. Bilinsin.

Hak etmediğim övgülerde bulunmuş, lütfetmişsiniz. Teşekkürler.

Hak etmediğim övgünüzü alıp, kabul edersem, size borçlu kalırım.

Bu film bende yok.

Bana bu film verildiğinde istemedim. ’Ben zaten o avareyi tanıyorum, filme ne hacet’ demiştim.

Hiçbir denememde imzam yok.

Benlik derdinde değilim.

Benim, güzel insanlarımla bağlantım, sunmaya çalıştıklarım, basit işlerimdir.

Benden size bir hediye. (Hediyenin kötüsü olmaz, lütfen kabul edin)

Adımla ve rahatsız edici görüntümle sizi üzmek istemezdim, özür dilerim.

Olgun bir insan Başhekime o cümleyi kullanmazdı.

Meraklısına: Şu anda: Günde ortalama doğaya yüküm elli Türk Lirası, elli liralık iş üretmeye çalışıyorum.

50-50=0 Hesap ortada.

Yanlışlarım doğrularımı götürdü. Geriye kalan kocaman bir sıfır.

Evet; hak etmiyorum. Önce insan olunur sonra sanatçı.

Saygılarımla;

Ekrem.”

 

İfade Bırak
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Bunlarıda beğenebilirsin Diğer yazıları

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.

X