Geçmiş aslında kaç Deniz Gezmiş!

133

Hala “Sen çok yaşa Deniz!” sloganları kulaklarımızda iken Gezmiş’in 70.doğum günü geldi ve çattı Yaşıyorken Yap ailesi olarak bizde küçük bir yazı ile Deniz Gezmiş’i anmak istedik.

28 Şubat 1947’de Ankara’nın Ayaş ilçesinde doğan Gezmiş, annesi ve babasının öğretmen olması nedeniyle ilk ve orta öğretimini Sivas’ta yaptı. Ardından liseyi İstanbul’da Haydarpaşa Lisesi’nde okudu.

Kendini solculuğa adayan Gezmiş daha küçük yaşlarda arkadaşlarıyla kurduğu “Yedi Bela Çetesi” ile tarafını belli etmişti: o istikbalini insanlara feda edecekti.

İlk eylemini lise yıllarında beden eğitimi öğretmenini protesto ederek gerçekleştirdi ve ileride Türkiye’nin siyasi hayatına yön verecek iki isim Mahir Çayan ve Deniz Gezmiş bu eylemde yan yanaydı.

Deniz 19 yaşında Türkiye İşçi Partisi’nin örgütüne katıldı sonrasında liseyi bitirince çevresindekilere tepkilere rağmen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine yazıldı.
İşten çıkarılan temizlik işçilerinin yürüyüşüne katıldı bunun sonucunda 19 yaşında ilk kez gözaltına alındı ve gazeteye çıktı.

Üniversiteye başladığı yıl, iki sene üst üste sınıfta kalanların okuldan atılmasını öngören yönetmeliği protesto etti, okulun sosyalist öğrencileriyle tanışan Deniz burada yabancılık çekmedi.

1967’de Kıbrıs Krizinde Gezmiş ve arkadaşları slogan atarken tutuklandı ve zamanında Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Aziz Nesin’in de kaldığı Sultan Ahmet cezaevine götürüldüler.

1968 senesinin yaz aylarında validen sözler aldı; ücretsiz eğitim, eşit haklar ve devrim istiyordu Deniz. Bekledi ve eylemi geri çekti fakat verilen sözler tutulmadı. İlerleyen yıllarda Vedat Demirci ve Kanlı Pazar olayında yer aldı bunların sonucunda tekrar cezaevine girdi ve 1969’da tekrar tahliye oldu.

O sene sabrı taşan Deniz 10 Haziran günü arkadaşlarıyla birlikte polisle çatışmaya girdi. Çatışmadan yaralanan Deniz hakkında o gün tekrar tutuklama karar çıktı ve bununla birlikte Deniz beş defa tutuklanmış, belirli aralıklarla yaklaşık sekiz ay cezaevinde kalmıştı.

Polis tarafından arandığı zamanlarda dönemin siyasi partisi tarafından açılacak olan komando kursunu duydu ve arkadaşları ile Filistin’e gitti. Burada askeri kamplarda eğitim alan Deniz’in artık bir gerilla kimliği vardı.

Filistin’den geri döndüğünde acı gerçekle karşılaştı siyasi eylemlerde yer alması sebebi ile öğrenim gördüğü Hukuk Fakültesinden ihraç edilmişti ve aranan biri olmuştu.

O zamanlar ODTÜ yurtlarında saklandı sonrasında 22 Eylül’de arkadaşı Taylan Özgür ile İstanbul’a tekrar döndü. İhraç edilmesi üzerine sorularına cevap almak için Hukuk Fakültesini bastı, o gün polisler Deniz’i yakaladı ve Taylan’ı sırtından vurdu. Taylan ölmüştü. Deniz henüz bilmiyordu ama ölüm kapısını çaldığında, dostu Taylan’ın yanına gömülmeyi vasiyet edecekti.

Aralık başında salıverildi.  Bu kez Yıldız Mühendislik Mimarlık Akademisi’nde Battal Mehetoğlu, sağcılar tarafından öldürülmüştü. Polis, üniversiteyi ve yurtları basınca akademide bulunan bir av tüfeğinin Gezmiş’e ait olduğu iddia edildi. Mahkemeye çıkarılması altı ayı buldu. 1970’in yaklaşık 300 gününü cezaevinde geçirdi. O Eylül’de tahliye olana kadar Türkiye’de sular durulmamıştı. İşçiler birleşmiş, tarihe 15-16 Haziran Olayları olarak geçecek direniş yaşanmıştı.

12 Mart 1971 Askeri Darbesi Türkiye’nin üzerine çöktükten üç gün sonra Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Tayfur Cinemre ve Sinan Cemgil iki motosikletle yola çıktılar. Kırıkkale, Yozgat, Sivas üzerinden Malatya’ya geçeceklerdi. Sivas girişinde polisler kontrol yapıyordu. Bunun üzerine Sivas’a girmeden Şarkışla yoluna saptılar. Polisler şüpheli bir durum olduğunu anlayıp havaya birkaç el ateş ettiler. Yusuf vuruldu, Deniz ise Gemerek’te kıstırıldı. O günün anısı “Şarkışla” ile dillere dolandı. Tarih 16 Mart 1971’di.

66 gündür kayıp olan Gezmiş’e İçişleri Bakanı’nın sorduğu “Nereye gidiyordunuz?” sorusuna, Deniz “Devrime” diye cevap verdi. Bakan haritada Sivas’ı işaret edip üsteledi: “Buradan mı gidiliyor devrime?” dedi.

12 Nisan 1971’deki ilk duruşmada hâkimin “Ne iş yaparsın?” sorusuna Deniz “Devrimciyim” dedi. Bunun üzerine halkın ayaklanmasına engel olmak için bir çok yerde sıkı yönetim ilan edildi. Sokağa çıkma, gösteri ve grev yasakları başladı. Gözaltı süreleri uzatıldı. Cumhuriyet ve Akşam gazeteleri kapatıldı; bazı yazarlar, aydınlar tutuklandı.

Ve hüküm geldi. Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No’lu Mahkemesi, Deniz Gezmiş ve 17 arkadaşını 9 Ekim 1971’de idama mahkûm etti..

Gezmiş idama nasıl gideceğini şöyle anlatıyordu: “Asılma günü gelip çatınca, o sevdiğim giysilerimi giyeceğim. Postallarımı, parkamı. Beyaz ölüm gömleğini giydirmek isteyecekler, giymeyeceğim. Kesin direneceğim ve giymeyeceğim. Öyle her zamanki gibi, eyleme gidiş tavrımla gideceğim darağacına.”

Askeri mahkeme on sekiz idam için kalem kırmıştı. Fakat son kararla on sekiz idamın on beşi bozulmuş geriye üç kişi kalmıştı: Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan.

İdam dosyası Meclis Adalet Komisyonu’na sunulduktan kısa süre sonra, hükümet tarafından onlara pişman olduklarına ve bağışlanmak istediklerine dair dilekçe yazmaları teklif edildi. Üçü de reddetti.  Bunun üzerine tek vasiyetleri: Taylan Özgür’ün yanına gömülmek ve ailelerinin kimseden af dilememesi idi.

Deniz’in o gece son arzusu bir dal sigara ve asılmadan önce arkadaşlarıyla görüşmekti. Ertesi sabah üç fidan, dar ağacında tüm ülkeyi selamladı.

Üç devrimci; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan Ankara’da Karşıyaka Mezarlığı’nda üçer mezar arayla defnedildiler. Belli ki mezarlıkta bile birliktelikleri istenmiyordu.
O günden sonra binlerce insan çocuğunun adını Deniz koydu.

Kağıttan bir gemidir devrim; kim bilir kaç yunus görmüş, kaç Deniz Gezmiş”  

Deniz hep 25 yaşında, sen çok yaşa!

 

 

 

İfade Bırak
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Bunlarıda beğenebilirsin Diğer yazıları

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.

X