Elif Şafak – Firarperest

Adem oğullarına, Havva kızlarına kendilerini keşfettirten bir serüven.

18

Kasım 2010 tarihinde Doğan Kitap tarafından yayımlanan Elif Şafak kitabı Firarperest, yazarın alışılagelmiş roman türünden ayrılarak yazdığı deneme türündeki kitaplarından biridir. Elif Şafak, Firarperest adlı denemesinde kendi ruhunun içinde sıkışıp kalmış insanların kendi öz benliklerine “firar” edip kendilerine daha yakından bakmayı anlatmaktadır. Ayrı ayrı denemelerden oluşan eser hayatla, hayallerle, umutla ve benzer kavramlarla ön plana çıkmaktadır.

Firarperest kitabı da Elif Şafak’ın bir insanın kendi hayatını sorgulayıp farklı hayatlara doğru bir firar içine sokabilecek kitaplarından. Yeni yerler tanımak, yeni tatlar tatmak, yeni duyguları hissetmek, keşfedilmeyeni keşfetmeyi amaçlıyor. Kendi kabuğunun içine sıkışmış insanların kendilerini daha iyi tanıyabilmek ve gerçek benliklerini bulabilmek için kendilerine doğru yapması gereken yolculuğu anlatıyor.

Kimi zaman Elif Şafak’ın aşırı feminist yanlarına sitem edebilirsiniz. Erkeklerin kızıp yarıda bırakabileceği kadınların gururlanabileceği bir içeriğe sahip kimi zaman. Ama sabredip edebi eser gözüyle bakarsanız sonunda mutlaka kendinizden bir şeyler bulabileceksiniz. Öncelikle kitaptan beklentilerini belirlemelisiniz. Kitap klasik Elif Şafak romanlarından değil 3-5 sayfalık denemelerden oluşan bir hayat tecrübesi…

Birçok batı yazarının bilmediğiniz yönlerini öğrenmiş olacaksınız ve okurken aynı zamanda da araştırma yapmaya itecek sizi. Cioran’ı, Pavese’yi, Halide Edip’i ayrıntılı bir şekilde eleştirmiş, Balzac’ın, Oscar Wilde’ın, İdris Şah’ın farklı yönlerini keşfetmiş bu eserde Elif Şafak.

Elif Şafak’ın hayata, yaşama dair gözlemlerini ve duygularını merak edenler, gazete yazılarını bir arada okumak isteyenler için Firarperest harika bir derleme. Ayrıca, kitabın içinde M.K. Perker’in yazılar için çizdikleri ise başka bir yazı ve kitap konusu olabilir. Hem okumak hem de bakıp düşünmek için Firarperest’i tavsiye ediyoruz.

 

Adam ve kadın, uzun senelerdir evliler. Seviyorlar birbirlerini, orası kesin. Ama eskisi gibi değil. Eskiden sevdalar daha mı tutlukuydu, hasretler daha mı derin? Sevgilinin saçının bir teline ne şiirler yazılırdı hani. Bir kez görmekle ne kadar çok sevilirdi insan. Kapı aralığından uzanan bir baş, perde arkasında bir kadın gölgesi, belli belirsiz bir tebessüm, gözbebeklerinde saklı ateş ve har. Uzaktan da sevilirdi yâr. Mümkündü. Hem mümküm hem imkansızdı aşk. Hayatın bir parçasıydı dokunmadan sevmek. Yaklaşmadan. Aşk bugün var, yarın kaçtı kaçacak bir ada tavşanıydı sanki. Öylesine ürkek. Kimse yüzde yüz emin olamazdı aşka ‘’sahip’’ olduğundan. Mülkü yok, tapusu yoktu. Daha mı anarşistti eskiden aşklar?

İfade Bırak
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Bunlarıda beğenebilirsin Diğer yazıları

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.

X