Bir Kadının, Yazar-Kadın Seçkileri

Gerçek şu ki, ben bir yazar kadınım: Bir yazar kadın, yazı yazan bir ev kadını değildir, bütün varoluşu yazının buyruğu altında bulunan kadındır. Böylesi bir ömür her ömre bedeldir.

42

  Kadınlığın sınırları hep keskindir, hep net bir biçimde görünür nerede nasıl duracağı, hele ki meslek seçerken..  Bir kadın o işi yapar mı, yapabilir mi; elinin hamuru, gözünün yaşı derken yaşadığı ömre bir rol çizmesin istenir; ancak kimileri vardır ki devrimin sokaklarında dans eder, tüm kafa karışıklıklarını korkusuzca göz önüne serer, iç sese kulak verir, vazgeçer, yeniden başlar ve kendi sonunu ceplerine taş doldurup hazırlayacak kadar da cesurdur.

Anılırken başına mutlaka “kadın”diye eklenen ancak yalnızca mesleki olarak değerlendirmenin haksızlık olacağı; yazmayı bir tutku, bir yaşam şekline dönüştürmüş yazar kadınlardan seçkiler...

1)Simone de Beauvoir-Koşulların Gücü-1

“Koşulların Gücü” Simone de Beauvoir’ın Jean-Paul Sartre’la yaşadığı ve en büyük yazınsal başarıları sayılan “İkinci Cins”le “Mandarinler”i yazdığı yılları kapsayan dönemin içtenlikli bir dökümünü oluşturmaktadır. Genet, Leduc, Moravia, Giacometti, Koestler, Aron gibi Avrupa’nın önde gelen sanatçılarının kişilikleri ve fikirleri bu sayfalarda bir araya gelmekte, Sartre’la Camus arasındaki tartışmaya yeni bir ışık tutulmaktadır. Bu kitap ayrıca, Berlin hava saldırısı, Vietnam, Süveyş ve -Beauvoir’ın devrimin baharında ziyaret ettiği- Küba’yla Cezayir kurtuluş mücadelesine kendisini korkusuzca adamasının da öyküsüdür. Ancak bu, yazarın en kişisel sorunlarını ve aklını kurcalayan konuları- orta yaşlarda gelen ünü, Nelson Algren‘le yaşadığı gönül serüvenini, “yaşamımın kuşku götürmez tek başarısı” diye andığı Sartre’la olan sıra dışı ilişkisini, kendisinin ve dostlarının yaşamı ve ölümü üzerine düşüncelerini benzersiz bir kavrayışla gözler önüne sermesi açısından da büyük önem taşımaktadır.

Gerçek şu ki, ben bir yazar kadınım: Bir yazar kadın, yazı yazan bir ev kadını değildir, bütün varoluşu yazının buyruğu altında bulunan kadındır. Böylesi bir ömür her ömre bedeldir. Kendi nedenleri, kendi düzeni, kendi amaçları vardır, bu yaşamı çılgınca diye nitelemek için onlardan hiçbir şey anlamamış olmak gerekir.”

 

2)Tezer Özlü-Yaşamın Ucuna Yolculuk

 

Türk Edebiyatının Gamlı Prensesi olarak anılan yazar kendine biçtiği ömrü boyunca kadınlıkla,dünyayla ve kendiyle hesaplaşır. Yaşamın Ucuna Yolculuk romanını Almanca yazmış ardından dilimize çevirmiştir,kitap tıpkı adı gibi yaşamın ucundaki yolculukları anlatır;insanı sarsar ve Tezer Özlü’nün derin,acılı yaşamına bir pencere açar

 

“Bomboş var olacağım. Kendi doluluğumun boşluğunda. Ve bir başıma. Ve bağımsız. Ovadaki yalnız ağaç gibi. Yaşlı ve büyük. Ve yalnız. O vadide. Bir yamaçta. Başıma buyrukluğuma hayranım.”

 

3)Virginia Woolf-Kendine Ait Bir Oda

 

Kadın hareketinin el kitabını yazmıştır adeta Virginia Woolf.Neden bir kadın deha çıkaramadınız sorularına tokat gibi yanıtlar niteliğinde kitaplar yazmış sormuş,sorgulamış bir edebiyatçıdır.O da kendi yaşamına son verenlerdendir, her anında kadın olarak çizilen sınırlara karşı çıkmış ve kadınlara şöyle seslenmiştir:

“Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!…”

 

4)Gülten Akın-Deli Kızın Türküsü

 

İncelikler şairi Gülten Akın, şiirlerinde toplumsal yaşamı,kadın olmanın duyarlılığını nakış gibi işler. Şiirleri bestelenmiş ve dillerde şarkı olmuş dolanmaktadır.

Bir büyük oyun yaşamak dediğin
Beni ya sevmeli ya öldürmeli.

 

 

5)Furuğ Feruhzad-Yaralarım Aşktandır

 

Şiiri kadın, kadınlığı şiirdi. O bir kadındı ve kadınlığını bunca görünür kılması onaylanabilecek bir şey değildi. Görünür olmak erkeklerin ayrıcalığındaydı.(Amargi Dergi-2014)

Şair,kadın,aşık,yönetmen,anne. 32 yıllık kısacık ömrüne bunca şeyi sığdıran ve “Şiir benim tanrımdır” diyen İranlı şair Furuğ,kısacık hayata her şeyi sığdırabilenlerdendi.

“Bahçeye dikeceğim ellerimi,

Çiçekleneceğim,

biliyorum, biliyorum, biliyorum

Ve bembeyaz yumurtalarını bırakacak

kırlangıçlar

Avuçlarımın mürekkep lekeli

çukurlarına”

 

 

6.Nilgün Marmara-Daktiloya Çekilmiş Şiirler

 

 

“Ey iki adımlık yerküre,senin bütün arka bahçelerini gördüm ben” diyecek kadar umutsuzluk merdivenlerini hızla tırmanmış olan şair 29 yaşında yaşamına son vermiş ve Daktiloya Çekilmiş Şiirler kitabının basıldığını görmemiştir. Yazar Sylvia Plath’ın kaleminden ve yaşamından oldukça etkilenen şair bizlere ruhun ne denli incinebileceğini göstermiştir.

Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
“Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna” bir çocuk demiş.

7)Didem Madak- Ah’lar Ağacı

 

“Hayatımla ve kadın oluşumla ilgili çözemediğim bazı meselelerim var. Bütün bunlar yokmuş gibi davranıp kitabi şiirler yazamam. Şiirlerim ütüsüz ve buruşuk gezdirdiğim ruhumun diyeti bence. Bu yüzden hepsi benden parçalarla dolu. Bu yüzden, biraz kadınsı, durup dururken bağıran şiirler.”(Varlık Dergisi-2002)

42 yaşında sona eren kısacık ömrüne üç şiir kitabı sığdırmış ve ruhumuza çiçek aşısı yapacak kadar naif, dilimize “ah” düşürecek kadar sızılı şiirlerin yazarıdır.

Ve şimdi şöyle dua ediyorum Tanrı’ya:
Olanlar oldu tanrım
Bütün bu olanların ağırlığından beni kolla!

8)Ece Temelkuran-Bütün Kadınların Kafası Karışıktır

 

Gazetecilik,muhabirlik,köşe yazarlığı ve halen sürmekte olan yazarlık. Ece Temelkuran kalıpları yıkan yazarlardan, yaşamın içinden,en yakınımızdan kimi zaman içimizden seslenenlerden. Ece Temelkuran; Bütün Kadınların Kafası Karışıktır kitabı ile adeta ayna karşısında konuşmalar yapıyor, aşık,öfkeli,işte,sokakta bir kadının iç sesi, iç sesimiz,alışkanlıklarımız ve iç hesaplaşmalarımızın kitabını yazıyor.

Peçete koleksiyonu yaptığımızdan beri kadınız. oğlan çocuklarının yere çivi atarak oynadıkları oyunu öğrenmeye çalıştığımızdan beri de, daha çok. kanamanın ve sevişmenin bununla bir ilgisi olmadı hiç. “hayal dünyası”nda yaşadığımdan beri de, kafam karışık biraz. hiçbir kadının bütünlüklü bir öyküsü olamayacağını düşünüyorum durmadan. çünkü bütünü, bizlerde bir bütün için yola çıkanlar, parçalara böldüler. sonra onlar da bölündü. öykülerimizi artık kuramıyoruz. hiçbirimizin serim, düğüm ve sonucu olmadı. kadınların, küçük, komik, acı öyküleri vardı. öyle ya, peçete koleksiyonu yapan bir cinsten ne beklenebilir ki?

 

Yaşıyorken yazar kadınlara kulak ver!

 

 

 

İfade Bırak
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Bunlarıda beğenebilirsin Diğer yazıları

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.

X