- Advertisement -

Son zamanlarda sosyal medya kullanımının artmasıyla daha çok görünmeye başlayan homeless gezginlerin belkide aralarında en deli dolusu olan Berkan Bilgiç’le bir söyleşi gerçekleştirdik.


Berkan Bilgiç aslında kendisine Berko diyor. Peki Berko ilk yola çıkma kararını almadan önce ne yapıyordu? Nerede yaşıyordu?
– Valla hocam Berko yola çıkmadan önce kafasına göre takılıyordu, İstanbul’da çalışıyordum, işe de yine bisikletle gidiyordum, kamp yapıyordum, çadırda yaşıyordum.

Yola çıkma kararını aldın, ailen yakın arkadaşların ne tepki verdiler? Psikolojik olarak seni zorlayan bir durum oldu mu? 

– Yola çıkma kararı aldığımda psikolojik olarak beni zorlayan hiçbir şey yoktu, zaten kafayı tırlatmıştım, gittim istifa ettim. Hayalimdi bu benim başka bir şey istemiyordum sadece yola çıkmayı istiyordum.

Yolculuğa ilk nereden başladın? 
– Türkiye’den başladım. Türkiye’de görmek istediğim şehirleri gezdim, insanlarla tanıştım. Yolu çok özlemiştim, ara ara otostoplar falan çekiyordum, geziyordum ama tamamen yolda olmak çok başkaydı.


Yola çıkmadan önce kafandaki rota planıyla şuanki rota arasında nasıl bir fark var? Yani çok büyük değişiklikler oldu mu?
– Aslında kafamda  hiçbir zaman net bir rota planı olmadı ne yapacağımı ben de hiç bilmiyordum ( gülüyor ) yani olduysa da değişiklikler her zaman olabiliyor çünkü parasal durum kötü olabiliyor. Paramı kaybettiğim zaman oldu, gidip çalıştığım yerde iyi kazanamadığım, başka bir ülkeye geçip tekrar başka bir yerde deneyip başka bir yere gittiğim zaman oldu. Örneğin 1,5 ayda Hong Kong’da kazanamadığım parayı 3 günde Tayvan’da kazanıp uçak biletimi alıp Endonezya’ya gidebildim.

Yola çıktığın ilk günler kendini boşlukta hissettiğin oldu mu? Böyle gece kafanı bir yere koyduğunda ne yapıyorum lan ben dediğin?
– Ne yapıyorum lan ben dediğim zaman oldu ama yine de bunu derken çok eğleniyordum.


Yoldaki en mutlu olduğun anı nasıl anlatırsın?
Bir anısını anlatmaya başlıyor hemen;
-Hong Kong’a geldiğimde beni bu kadar soğuk bi havanın karşılayacağı aklıma bile gelmezdi. Havalimanından dışarı çıktığım andan itibaren insanların üzerinde mont kazak görünce şok yaşadım. Ee tabi insanların ilginç bakışları da kaçınılmazdı “napıyor bu deli bu soğukta şortla“falan diyorlardı büyük ihtimalle ama benim üzerimde şort ve tshirtten başka bişey yoktu böyle devam etmek zorundaydım.Ne yeni bi kazak mont alıcak kadar çok param ne de başka bi seçeneğim vardı. Önce para kazanmam lazımdı. Bulduğum bi alt geçitte 5 saat titreyerek bileklik satmaya çalıştım. Para birimleri çok iyi olduğu için insanlar burda her şeyin en iyisini kullanıyor en lüksünü seçiyorlar yani benim bilekliklere dönüp bakan pek olmadı. 5 saatin sonunda 50HG$ kazanabilmiştim buranın 5 TL si gibi düşünün günlük karnımı doyuracak kadar. Akşam olunca bi Mc Donals bulup uyumak için bi köşeye kıvrıldım. Zaten her şey burada başladı.
Ammar Filisitin’li dostum sabah uyandığımda başımda bekliyordu.Uyanıp karşımda birini görünce birden korktum. Nereli olduğumu,hikayemi elbiselerimi sordu.Ben hikayemi anlatırken birçok evsiz uyuduğu için hepimizi sabah Mc Donals’tan kovdular.Dışarı çıktığımda titremeye başladım “hadi gidelim sana hırka vericem” diyince o kadar çok mutlu oldum ki nereye diye bile sormadım çünkü gidicek başka bi yerim, planım zaten yoktu.Sabahın 7’si buz gibi hava, ara sokaklara girince kalbimin sesini kendim duymaya başladım. Başka bi sokağa girdik. Beni burda bekle hemen gelicem dedi.15 dk civarı titreyerek bekledim elinde hırkayla gelince ben sokağın ortasında ağlamaya başladım sarıldı “sen benim kardeşimsin” dedi o da ağladı. Bu defa ben daha çok ağladım, hırkayı giydirdi yürüdük yeni bir Mc Donals bulduk içine girdik ısındık.Ülkesini topraklarını çok özlemiş bir mülteci Ammar, benim de adını yüzünü asla unutmacağım dostum abim oldu. Bir gün dünyayı güzellik ve iyi insanlar tüm bu savaşlardan kötülüklerden kurtaracak, ben buna o kadar çok inanıyorum ki bir sabah uyanıp tüm silahları gömüp üstüne çiçek ekicez, hep birlikte gülücez.Sokaklarda yaşayan insanlar hep derinlerde bir yerdeler, onlar gerçek hayatı görüyorlar.

Bugün o yola çıktığın ilk güne geri dönebilseydin neyi farklı yapardın? 
– Sanırım hiçbir şeye dokunmazdım çünkü her şeyden çok mutluyum ve ben Berko olarak her şeyden bir şekilde keyif almasını becerebilen bir insanım.

Kendi emeğinle yaptığın bileklikleri satarak geziyorsun hiç satamadığın zamanlar ne yapıyorsun ?
– Hiç satamadığım zamanlar oldu (gülüyor), camiye koştuğum zaman oldu, yemek karşılığında iş yaptığım zaman oldu, ama yine çok şükür kazandığımla bir şekilde karnımı doyurdum, aç kaldığım zaman da oldu; çok iyi deli paralar kazandığım zaman da.

Yolculuk esnasında en çok parayı neye verdin ?
– Bu zamana kadar en çok parayı uçak biletine verdim. Yani kazancımı neredeyse uçak biletlerime harcamak beni çok uzun süre bekletti. O da psikolojimi biraz etkiledi, çok uzun süre şehirlerde kalamıyorum .

Hiç sponsorluk almıyorsun, bir sebebi var mı ?
– Sponsorluk almıyorum çünkü istediğim tarzda bir sponsorluk durumu yok. Desteklenmekten ziyade tamamen insanlara marka algısı yaratmak, yani sosyal medya dediğin şey kafamızı 5-10 dakika 1 saat ayırıp bakıp geçtiğimiz yer. Orada da sürekli insanların gözüne reklam sokmak bana saçma geliyor.

Peki bir gün geri dönmeyi düşünüyor musun ?
– Geri dönmeyi aslında pek istemiyorum ama bir gün elbet döneceğim eve, gerçi ev dediğim yer sırtımda, bundan sonraki evim nerede olur hiç bilmiyorum ama Türkiye’yi de özledim (gülüyor).

Son olarak insanların yaşıyorken yapması için tavsiyen ne olur?
– Yaşıyorken gülsünler abi (güler), bak gülmek zaten yapmamız gereken en büyük şey, yani diğer yapılmayı gerektirecek her şey için bence önce gülsün insanlar.

Berkan Bilgiç İnstagram için tıkla!

İfade Bırak
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
Kategoriler: BlogGez

Emir Ulugerçek

Kısaca yazmayı seven gezen ve fotoğraf çekmekle ilgili aşk dolu bir kişi.